08 ARA 2009
Burak Bayburtlu Fluence deneyimini anlatıyor!
Fluence daha çok geniş iç hacmi, beni bile içine alabilecek kadar büyük bir bagaj, isterseniz çok lüks isterseniz gayet sade donanımla alabileceğiniz, 4 kapılı ferah bir aile otomobili.

Burak Bayburtlu Fluence deneyimini anlatıyor!

Bundan çok değil, 3-4 sene önce “blog yazdığın için bir araba gönderecekler test edeceksin” deseler inanırdım ama ne zaman olacağını kestiremezdim. Çevremdeki insanlar ise “puahhaha zuzuzuz” gibi garip efektlerle gülerlerdi (o zamanlar internet üzerinde oyun oynayanlar bu şekilde gülüyordu).

Bugün ise “bunlar Türkiye’de de olmaya başladı” diyebileceğim bir gün. Artık buralarda da sadece gazeteci ya da diğer geleneksel medya mensuplarına değil, blogger/blogcu, internet yayıncısı/editörü gibi sosyal medyanın etkin mecra sahiplerine de bir takım cihazlar, araçlar, imkanlar sunulur hale geldi (bunu ilk yapan Nokia’nın bu noktada kulaklarının çınlamasını istiyorum)

Uzun lafın kısası, bu defa teste gelen cihaz biraz büyük olmakla beraber birkaç saat süreyle inceleme fırsatı bulduğum bir otomobildi: Renault Fluence. Her ne kadar ilk test otomobilim olmasa da (daha önce müthiş keyif aldığım Renault Laguna Coupe‘yi inceleme şansım olmuştu ama bu başka bir hikaye)...

Renault Fluence‘ın dijital lansmanı kapsamında 30’a yakın blogger, Erdil Yaşaroğlu, Selçuk Erdem ve Kaan Sezyum eşliğinde Bursa’daki Renault fabrikasına davet edildi. Burada önce fabrika ve Renault ile ilgili çok etkileyici bilgilerle donatıldı ve fabrika turuna çıkarıldı.

Kısaca anlatınca yeterince etkili gelmese de Renault fabrikasında resmen kendimi Gordon Freeman gibi hissettim. Her yerde robot kollar deli gibi hareket edip çeşitli arabalar üretiyorken etkilenmemek mümkün değil. Haliyle biz de ağzımız açık bir şekilde gezdik fabrikayı :)

Tur bittiğinde esas sürpriz bizi bekliyordu: İSKENDER! Yok tamam o fasıl da güzeldi ama İskender’e gelene kadar bir de offline blog yaptık ve ne yapacağımızı biz bile kestiremezken 3 grup 3 ayrı blog tasarımını ben diyeyim 5 siz deyin 10 metre yüksekliğinde dev bir tuvale çizdik. Geç bir vakitte yenilen İskender’in üzerine dönüşe geçtik ki... Sanırım yolculuk süreci de en az orada geçirdiğimiz süre kadar eğlenceliydi.

Bunca tantana sadece bir gezi, iki üç araç incelemesi için olmadı tabii ki. Burada yaptığımız tasarımlar FluenceBirBlogOlsa.com adresinde halk oylamasına sunuldu. Tabii ki Selçuk Erdem ve benim(!) olduğum ekibin tasarımı birinci seçildi ve tasarım olduğu gibi yayına alındı. Bizim tasarımımız Fluence‘ın “değişimin yeni yüzü” sloganı ile uyumlu “sen çok değiştin” başlıklı bir deneyim paylaşma bloguydu. Umarım sizler de beğenirsiniz.

E gelelim Fluence‘a. Fluence tabii ki “tam da benim arabam” diyebileceğim bir araba değil – gerek fiyatı, gerek hedef kitlesiyle beni hedeflemediğini söyleyerek bir yere varamam. Ancak Fluence‘ın sınıfında pek çok şeyi değiştirebilecek bir araba olduğunu, hedef kitlesini çok cezbedecek bir araba olduğunu söyleyebilirim. Hele Megane Sedan veya Clio Symbol gibi tasarım facialarından sonra muhtemelen Renault’un aradığı taze kan olacak.

Fluence daha çok geniş iç hacmi, beni bile içine alabilecek kadar büyük bir bagaj, isterseniz çok lüks isterseniz gayet sade donanımla alabileceğiniz, 4 kapılı ferah bir aile otomobili. En büyük artısı ise tasarım ve donanıma verdikleri önem.

Tabii ki bunlar ilk izlenimler. 4 saat sonunda ortaya çıkan deneyim şuydu:
  • Benim arabamdan çok daha rahat ancak bir o kadar da büyük, bu biraz öznel bir yorum oldu.
  • Bagaj falan inanılmaz büyük, zaten bunu ilk video’nun 2.dakikasında görüyorsunuz, içinden ben çıkıyorum.
  • Bluetooth’lu bir müzik seti var ki iPhone 3GS‘ten müzik dinleyip telefon görüşmesi yaptım bu kesinlikle harika, bir sonraki arabama istiyorum bunlardan bir tane :-)
  • 4 ileri tiptronik şanzımanın aralıklar biraz uzun geldi, daha o kadar sakin sürecek yaşta değilim.
  • Virajlara azıcık hızlı girseniz yatar gibi oluyor ama bu benim arabamdan dolayı da bana böyle gelmiş olabilir.
  • Benzini sanırım tüketmiyor da kokluyor bu araba, 2 saat kadar aralıksız gezdik ve ibre bir çubuk dahi inmedi (yine dünyanın en yüzeysel yorumu oldu ama idare edin).
  • Son olarak da Renault‘un genel olarak bir arayüz sorunu var, bunu acilen düzeltmeli zira aracın radyo/cd/bluetooth sistemini idare etmek çok zor.
Sonuç olarak süper bir dijital lansman, sınıfının sınırlarını zorlayan bir otomobil ve nefis tasarımlı bir blog oldu Fluence benim için. Arabayı alır mısınız almaz mısınız ya da bundan sonra gidip de blogu takip eder misinizorasını bilemeyeceğim. Ama Renault Fluence benim için en az 4-5 yaşında bindiğim lacivert Renault 12 SW kadar unutulmaz bir Renault oldu :)
06 ARA 2009
N. Onur Atahan Fluence deneyimini anlatıyor!
İhtişamlı bir canavar aslında ama bu canavarın yanına yaklaştıkça çok atik ve sportif bir görüntü beni karşılıyordu adeta...

N. Onur Atahan Fluence deneyimini anlatıyor!

FLUENCE BİR BENİM OLSA! :)

Uzun bir süredir hem satın alması hem de kullanışı ekonomik olacak, fakat ekonomik olacak diye de sürüşü eziyete çevirmeyen bir otomobil arayışındaydım... O günlerde Proximity İstanbul ekibinden bir telefon aldım ve Fluence'ı test etmeyi isteyip, istemediğimi sordular... Çok mutlu oldum ve daha önce fabrika gezisine gidemediği için orada olanları kıskananlardan biri olarak "Elbette test etmek isterim" dedim ve Pazar akşamı saat 19.00 için randevulaştık...

Yoğun bir hafta sonunun ardından biraz yorgunluk biraz heyecan ile kapkara bir İstanbul akşam üstüne uyandım... Hafif hafif çiseleyen yağmur ve çılgın bir Pazar trafiğinin ortasında İstinye - Göztepe arasında yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculuğun ardından Fluence deneyimini yaşamak için 18.00 sularında buluşma noktamız Hammur'a ulaşabildim... Biraz oyalandıktan sonra 18.45 gibi bir güzellik yanaştı kapıya... İhtişamlı bir canavar aslında ama bu canavarın yanına yaklaştıkça çok atik ve sportif bir görüntü beni karşılıyordu adeta... Özetle Fluence'ın tasarımı, insanı şoke edecek düzeyde güzel ve en dikkat çekici özelliklerinden biriydi...

Zaten öğrendiğim kadarıyla sınıfında en çekici araç olmak için tasarlanmış ve hedef kitlesi aileler... Ben uzunca bir süre Clio ve Megane kullanmış birisi olarak gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, Fluence standart Renault'un genel tasarım çizgisinden çok uzak ve şahane bir aile otomobili olmaya aday...

Bence aracın bir diğer dikkat çekici özelliği ise iç hacmi... Malum benim gibi ufak tefek bir insan olunca her aracı rahat kullanmak pek mümkün olmuyor... Hatta kullanmayı geçtim oturmanın bile dert olduğu araçlar biliyorum :) Fakat Fluence oldukça geniş iç hacime sahip olan bir araç ve bu yönüyle de farkını ortaya koyuyor...

Ön konsolda gösterge panelleri ve direksiyon çok şık tasarlanmış... Fakat müzik sistemi, klima vesairenin bulunduğu orta bölüm konumlandırması gereği çok kullanışsız ve sürüş esnasında benim gibi radyo ile çok uğraşan birine göre koldan kumanda etmeye alışana kadar tehlike yaratacak bir durumda... Çünkü bu alan uzak ve altta kaldığı için sürüş esnasında yola olan konsantrasyonun kaybolmasına neden olabiliyor...

Ancak bu bölge içerisinde mutlaka üzerinde durmam gerektiğini düşündüğüm hatta yazının tamamında Fluence'ın en başarılı özelliği olduğunu düşündüğüm direksiyon için özel bir yer ayırmam gerek sanırım... Düşük süratte muhteşem rahatlık sağlayan direksiyon, sürat arttıkça uygun ağırlığa gelerek çok rahat bir sürüş deneyimi yaşamaya olanak sağlıyor... Hatta bu rahatlığa alışana kadar aracı düşünce gücüyle yönlendirdiğinizi bile düşünebilirsiniz...

Diğer taraftan aracın içerisinde çok farklı amaçlara yönelik küçük cepler bulunuyor, bu da çok sevdiğim bir özellik oldu... Bu cepler sayesinde özellikle benim gibi dağınık insanlar için Fluence daha derli toplu ve kullanışlı bir araç haline dönüşebiliyor... Bagajın genişliği ise cabası, Bursa'daki Renault fabrikası gezisi sırasında bagaja insan bile sığdığını okumuştum, kendi gözlerimle de gerçekten çok geniş olduğunu gördüm... Bu özellik de Fluence'ı tam bir aile otomobili yapıyor bence...

Genel anlamda Fluence'nin performansı beklentilerimin üstünde oldu... Otomatik vites olmasına ve aracı genel anlamda otobanda (süratli) test etmiş olmama rağmen yakıt tüketimi çok başarılı, yol tutuşu ise ideal... Aracın konforu için ise söyleyecek söz bulamıyorum :) Ancak bu araçtan bir spor araba performansı beklemek hayal kırıklığı yaratabilir...

Aile için konfor ve rahatlık sunmasının yanı sıra, bir aile otomobilinden beklenebilecek maksimum performansı da sunuyor... Bu yönüyle bana pek hitap etmese de, ilk aklıma gelen şey "Babama bu arabayı almalıyım!" oldu. Diğer taraftan ileride aile babası olacak biri gözüyle Fluence'a baktığımda karşımda çok kullanışlı ve rahat bir araç vardı.

Öte yandan bu aracın Renault'un Bursa fabrikasında üretilerek neredeyse tüm dünyada satışa sunulduğunu bilmek bir Türk olarak çok gurur verdi bana... Bu keyifli tecrübeyi yaşamamı sağlayan başta Cem Batu olmak üzere tüm Proximity İstanbul ekibine ve 4-5 saat süresince bana güzel sohbetiyle eşlik eden VIP Güvenlik'ten Erkan Bey’e çok teşekkür ediyorum...

FLUENCE ROCKS! :)
25 KAS 2009
Yiğit Kalafatoğlu Fluence deneyimini anlatıyor!
Araba dediğin içinde mutlu olduğun kadar vardır! Ben de sevgilimi ve en yakın arkaşımı aldım arka koltuğa. Oturdum ön koltuğa, açtım radyoyu ve içecekler fora...

Yiğit Kalafatoğlu Fluence deneyimini anlatıyor!

Uzundur yazacağım bir türlü nasip olmadı. Aslında daha da olmazdı ama dün Onur Cengiz’in şu yazısı üzerine yaptığım yorumdan sonra dedim yazayım. Otomobiller ile aram çocuklukta pek iyiydi. Çarpışan arabalara bayılırdım. Bir de mahallede yarıştırdığımız çek-bırakları da sayarsanız çok araba kullanmışlığım vardır. Sonra hep bi akülü arabam olsun isterdim, daha sonra ise hayatımıza Need For Speed girdi. Benim için zaten maceranın bundan sonrası yok.
Yani ben size Tolga gibi araba delisi oldum falan diyemeyeceğim. Büyüyünce nedense otomobile karşı bir ilgim kalmadı.
Şunca yıldır ehliyetim olmasına rağmen bir kere trafiğe çıkmış değilim. Çünkü ben gezmeyi seviyorum, sürmeyi değil. “Çok okuyan mı, çok gezen mi?” misali… Yalanım yok; çok da gezmişimdir hani.
Her konuda olduğu gibi bu konuda da “Depo bende abi kaptır…” dediğim iki has arkadaşım vardır ki evladiyelik; Fluence bana araba gönderdiği gün bir tanesi de bu yüzden yanımdaydı…
Geçtiğimiz hafta yani 15 kasım 2009 Pazar günü işte böyle bir hava içinde kaptır dedim kaptana, sen de ben de Barış’da Seda’da güzel bir pazar günü geçireceğiz… Araba dediğin içinde mutlu olduğun kadar vardır ! Bende sevgilimi ve en yakın arkaşımı aldım arka koltuğa. Oturdum ön koltuğa, açtım radyoyu ve içecekler fora… Geniş geniş, yayıla yayıla gezdik. Vurduk Anadolu Kavağına, Faros Kalesine, civar köylere, daldık böğürtlenlere… 4 saatlik sürüş de oldu tam 8 saat. Fluence bana her anlamda beklediğimin iki katını verdi diyebilirim.

Bu fazlasıyla eğlenceli pazar günü için Renault’a teşekkürler!

Yazan: Yigit Kalafatoğlu
25 KAS 2009
Arman Acar Fluence deneyimini anlatıyor!
Ayağıma kadar getirilen Fluence’ı daha önce Bursa’da görmüştüm. Fakat yolda görmek daha bir etkileyiciydi...

Arman Acar Fluence deneyimini anlatıyor!

Geçtiğimiz ay Renault ve Proximity biz bloggerları toplamış, eğlenceli bir gün yaşatmış, fabrikasında araba yaptırmış, şahane bir şekilde bizleri ağırlamıştı. Onun üstüne heralde yaptıkları güzelliğin geziyle sınırlı kalmamasını istemiş olacaklar ki test etmem için önce Laguna Coupe sonra da yeni Fluence i yolladılar.
Geçtiğimiz hafta Fluence’i test etme şansını bu şekilde yakaladım. Ayağıma kadar getirilen Fluence’ı daha önce Bursa’da görmüştüm. Fakat yolda görmek daha bir etkileyiciydi. Çünkü Renault standart çizgisinden çıkmış, yandan bakıldığında Honda Accord’u andıran şaşalı görüntüsü, önden bakıldığında spor araba izlenimi uyandıran vahşi duruşu, arkadan bakıldığında “aha aile arabası” diyebileceğimiz bir araç olmuş Fluence.
Arabanın bana kalırsa en muhteşem özelliği içinin genişliği. Ben şöför koltuğumda rahat oturduğum zaman, benim gibi biri de arkama rahatlıkla oturabiliyor. Bu bakımdan araba gerçekten geniş.
Koltukları rahat, manuel vites deneyimi Honda s2000 keyfinde. Yani vites değiştirmek insana zevk veriyor. (Hayır benim manuel vites aşığı olmamla bunun hiç alakası yok ) Ön konsolun aydınlatması gözleri yormuyor ve görmek istediğinizi rahatlıkla görebiliyorsunuz. Navigasyon cihazı gayet başarılı fakat bu konuda tek bir eksiği var. O’da cihaz sabit duruyor. Yani kapaklı bir bölmede değil. Dilediğimizde gözümüzün önünden yok edemiyoruz. Fluence’in beğendiğim bir diğer özelliği kesinlikle direksiyonu. Zarif fakat güçlü direksiyonu kullanımınızı kolaylaştırıyor.
Aracın ses sistemi ve iç akustiği gayet güzel. Ekstradan yapılacak herhangi bir harcamaya ihtiyaç duymuyor. Bu konuda tek eksiği USB girişi olmaması. cd veya radyoya mahkumsunuz yani.
Bir otomobilde en çok dikkat ettiğim şeylerden bir tanesi de ıvır zıvır koyma yerleri. Fluence’ın tasarımcıları bunu da çok iyi düşünmüş. Cep telefonumu, bardağımı v.b bir ton ıvır zıvırı koyabileceğim, rahat erişebileceğim cepler mevcut. Ayrıca navigasyon cihazının önü bu tarz şeyler için çok uygun.
Navigasyon cihazının kumandasının olması güzel bir seçenek olsa da insan o cihazın dokunmatik olmasını istiyor. Eğer araçta tek başınaysanız yol süresinde kumandayı kullanmak sorun çıkartabilir derken bunu da düşünen Fluence tasarımcıları direksiyona koydukları kumanda sistemi ile hem navigasyon cihazını hem de müzik sistemine müdahale şansı tanıyor.
Aracın çok ama gerçekten de çok büyük bir bagajı var. (Bursa gezimizde bagaja insan bile sığdırdık!). Geniş bagaj hacmi bir çok bavulu barındırabilecek büyüklükte.
Aracın performansına gelirsek. Ben 1.5 Dizel 105 Beygir 6 ileri vitesli Fluence Privilege’i test ettim. İbrede son hız olarak 230 gözüküyor. TEM’de aracı kullanırken 220 ye kadar çıkabildim. Arabanın yol tutuşu gerçekten güzel. Yerden biraz yukarıda olması virajlarda hafif güvenimi kaybetmeme sebep olsa da 3-4 viraj deneyimini hallettikten sonra aracın savrulmadığını farkettim. Manuel vites olmasının verdiği keyif ve dilediğim serilikte aracı kullanma şansı beni benden aldı.
Aracın dizel olması ve manuel vites olması yakıt tüketiminde gayet başarılı. Normal kullanımlarda araç gayet tasarruflu yakıt harcıyor.
Fluence genel olarak gençlere hitap etmesinden çok aileleri çok mutlu edecek araçlar kategorisine giriyor. Performans tutkunlarına uyacak bir otomobil değil. Aile için maksimum düzeyde rahatlık ve keyif sunuyor. Çocuklarınızla, eşinizle rahatlıkla, konforla ve güven içerisinde kullanabileceğiniz bir otomobil Fluence.
Son olarak : Fluence modelleri ve teknik bilgileri için buraya, test sürüşü yapmak için buraya, Fluence fiyatları ve kredi hesaplamaları için buraya tıklayabilirsiniz.
Proximity ekibine (Cem Batu ve diğer herkes) ve VIP Özel Güvenlik’den Ali Bey’e gösterdikleri yakın ilgiden dolayı çok teşekkür ederim.

Yazan: Arman Acar
18 KAS 2009
Demircan Çelebi Fluence deneyimini anlatıyor!
Araba oldukça konforlu. Tasarım çok çarpıcı. Görünüşü bile size statü sahibi havasını vermeye yetiyor...

Demircan Çelebi Fluence deneyimini anlatıyor!

Daha önce Renault Fluence lansmanı için Bursa’ya gittiğimden bahsetmiştim. Orada bloggerlar olarak 3 gruba ayrılmış ve 3 adet offline blog inşa etmiştik. Daha sonra bu offline blog tasarımları oylamaya sunulmuştu. Ben de Selçuk Erdem’in ekibinde yer alıyordum ki oylama sonucu galip gelen ekip de bu oldu. Geçtiğimiz günlerde yine Proximity firmasından bir telefon aldım, “Fluence test sürüşüne katılmak ister misiniz?” konulu. İstemez miydim? Kabul ettim tabi ki, bugün de katıldım.
Hemen gözlemlerimi anlatayım, daha önce arabanın içine oturmuş olmama rağmen bunun keyfi bir başkaydı. Ehliyetim olmaması sebebiyle arabayı sürememiş olsam da yol boyunca İstanbul trafiğinde ne derece hissedilebilirse o rahatlığı hissettim.
Araba oldukça konforlu. Tasarım çok çarpıcı. Görünüşü bile size statü sahibi havasını vermeye yetiyor. Yol boyunca sağını solunu kurcalayıp ilginç şeyler keşfettim. Arabanın anahtarı olmaması ilgimi çekti. Sordum, anahtarlı değil, kartlıymış araba. Resimde vitesin hemen arka tarafında görülen kısma yerleştiriliyor kart. Hatta eller serbest adında bir modu da var, kart üstünüzde olduğunda arabadan uzaklaştığınızda kapılar otomatik olarak kitleniyor.
Fluence’ın entegre navigasyon sistemi var, yol bilgisayarı da oldukça gelişmiş. Arabanın güneşliğindeki aynanın kapağını açınca ışığın yanması hoş bir detay olarak dikkatimi çekti.
Fluence Türkiye’de Authentique, Expression ve Privilège olmak üzere 3 donanım seviyesi ile 37.900 liradan başlayan fiyatlarla satışa sunulmuş, şahsi düşüncem kendi sınıfındaki rakiplerinden önde olduğu yönünde, zira kendiniz de bakabilirsiniz.

Yazan: Demircan Çelebi
17 KAS 2009
Onur Koray Fluence deneyimini anlatıyor!
İşte uzunca bir süredir beklediğiniz test! Aslını sorarsanız Fluence testini sabırsızlıkla bekleyen tek siz değildiniz...

Onur Koray Fluence deneyimini anlatıyor!

Evet sevgili okurlar, işte uzunca bir süredir beklediğiniz test! Aslını sorarsanız Fluence testini sabırsızlıkla bekleyen tek siz değildiniz. Proximity İstanbul'dan gelen test randevusu telefonunu açtığımda bu gerçeğin farkına ben de vardım. Lafı çok uzatmadan test notlarına geçelim.

Bildiğiniz gibi Renault, ilk iki nesil Mégane modelinin sedan versiyonlarını Mégane Sedan adıyla pazarladıktan sonra üçüncü nesilde değişik bir yol izlemeye karar verdi. Otomobilin adı Fluence olurken tasarımı da Mégane modelinden farklılaştırıldı. Aslında Fluence, Asya ve Uzakdoğu pazarlarında Samsung SM3 adıyla satılan ve resmi tanıtımı aylar öncesinden yapılan otomobilin ikizi. Aracın geneline baktığımızda üçüncü nesil Mégane'dan ziyade birinci nesil Mégane Sedan'ın ince ve uzun yapısını görüyoruz. Farların üzerinden başlayan ve kaput boyunca yukarıya çıktıktan sonra A sütununa bağlanan kamburlar şık görünmekle birlikte görüşü olumsuz etkiliyor. Uzun bir buruna sahip olan otomobilde ön park sensörlerinin de donanımda sunulması yerinde olurdu. Arka taraf için sunulan sistem görevini başarıyla yapıyor. Lüks paket dahilinde sunulan 16 inç çaplı "Proteus" model jantlar bu büyüklükte bir araç için küçük görünüyorlar. Konu büyüklükten açılmışken belirtelim, Fluence'ın boyu 4.62 metre yani Opel Vectra C'den 2.5 cm fazla. Aks mesafesi 2.7 metreyle Vectra C ile aynı olan otomobilin bagaj hacmi 530 litre. Aracın boyu sınıf atlayan tek yanı değil. Bagaj hacmi ve özellikle arka koltuklarda sunulan diz mesafesi kompakt sınıfın çok ötesinde. Bu fiyat aralığında bulunması zor bir donanım olan arka koltuk havalandırma ızgaraları bu otomobilde standart donanımda sunuluyor. Gerçi arka koltuklarda sunulan hacmin büyüklüğü, bu kısmın havalandırılması için ızgaraları gerekli kılıyor fakat bunu görmemezlikten gelen üreticiler de yok değil.

Test için tahsis edilen araç 1.6 litre hacimli benzinli motor ve 4 ileri vitesli otomatik şanzımanla donatılmıştı. 106 beygir güç, 151 Nm tork üretebilen motor hem gücünü hem de torkunu yüksek devirlerde üretebildiğinden süratiniz yükseldikçe baş ağrınız da artıyor. Yüksek süratte motor devrinin çok yükselmesinin bir diğer nedeni de sadece 4 ileri vitesi bulunan otomatik şanzıman. 4. viteste motor 3000 d/d çevirirken 110 km/s sürat yapabilen otomobilin göstergesi 185 km/s'i gösterdiğinde motor devri 5000 d/d'yı geçiyor. Bütün bu yüksek devirler süratli kullanımda aşırı yakıt tüketimi olarak size geri dönüyor. Şanzımanın garip bulduğum bir özelliği de otomatikleştirilmiş manüel şanzımanlarda olduğu gibi ilk kalkışlarda gaz pedalına geç cevap vermesi. Otomatik şazımanla donatılmış turbo beslemeli araçlarda, motorun, ilk hareketi sağlayabilecek yeterli torku üretebilecek devire çıkabilmesi için bu tip bir gecikme bulunsa da atmosferik beslemeye sahip bir motorda bu tepkiyi görmek şaşırtıcı. Manüel kullanıma da izin veren şanzımanın vites kolu Laguna modellerininkiyle aynı tasarıma sahip. Aracını sürekli şehiriçi trafiğinde kullanan sürücülere hitap eden bu şanzıman seçeneğini diğer durumlarda almak pek mantıklı değil. Manüel şanzımanlı modellerde sunulan 6 ileri vitesli şanzıman Mégane ve Mégane Coupé modellerinden tanıdığımız ünitenin ta kendisi. Gerek tüketim gerek ses değerlerini düşürmek konusunda bu şanzıman çok daha başarılı. Bunların dışında Türkiye'de satılmayan 2 litre hacimli motorda sürekli değişken oranlı şanzıman (CVT) sunulurken yakında üretimine başlanacak olan 110 beygir gücündeki turbo Diesel motorla birlikte DCT adlı çift kavramalı şanzıman seçeneği sunulacak. Bu arada aracı kullandığım 114 km boyunca otoban ve şehir trafiği de dahil birçok yol koşulunda bulundum ve ortalama yakıt tüketimim 8.6 l/100 km olarak gerçekleşti. Performansı çok iç açıcı olmayan otomobilin tüketimi, ağırlık ve eski teknolojili otomatik şanzımanı da düşünürsek çok yüksek değil.

Şimdi gelelim iç mekana; Konsol ve göstergeleri Mégane modellerinde kullanılanlarla aynı olan Fluence'ın kabin ergonomisinde bir sorun yok. Orta konsoldaki düğmelerden kumanda edilebilmesi biraz alışkanlık isteyen radyo direksiyonun arkasından da kontrol edilebiliyor. Bu arada aracımda bulunan ve 2250 TL ekstra ücretle sunulan "Lüks Paket", 16 inç çaplı jantların yanında otomatik yanan farlar, yağmur sensörü, çift bölgeli elektronik klima ve soğutmalı torpido gözü gibi yararlı donanımları da beraberinde getiriyor. Elektronik klimanın kumandalarında sorun bulunmazken düğmelerin malzeme kalitesi göz kamaştırıyor. Daha önce de belirttiğim gibi iç mekanı oldukça geniş olan otomobil küçük gözler konunda da cömert. Ön koltuklar arasında bulunan kol dayama yerinin altında büyük bir alan bulunurken arka kol dayanağının ön kısmında da içecek koymak için alan bulunuyor. Ön koltukların arkasında bulunan cepler ve arka kapılarda da eşya gözü olması olumlu özellikler olsa da Privilège donanımında giriş kartı, motor çalıştırma düğmesi ve çakmağın bulunduğu alanın (Radyonun hemen altında kalan alan) alt donanım versiyonlarında doldurulması hoş olmamış. Bu uygulama yerine, içerisine cep telefonu, KGS kartı ve cüzdan gibi küçük eşyaların koyulabileceği bir boşluk yapılsaymış daha iyi olurmuş. Bu kısmın da altında bulunan boşlukta MP3 Player girişleri bulunuyor, fakat bu girişlerin arasında USB olmaması şaşırtıcı.

Expression donanım seçeneğinden itibaren standart olarak sunulan açık renkli döşemeler iç mekanı daha da büyük gösteriyor. Arka kısımda sunulan güneş perdeleriyse hem yan camlarda hem de arka camda görev yapıyorlar fakat üç perdenin de büyüklüğü camları tamamen örtmeye yetmiyor. Bunun dışında konfor problemi bulunmayan otomobilin koltukları yan destek sunmakta çok başarılı olmasalar da tipik Fransız konforunu rahatlıkla sunuyorlar. Aracın süspansiyon konforu ise beni şaşırttı. Daha önce test ettiğim Laguna Coupé'nin süspansiyonu kadar sert bir sistemle donatılan Fluence'ın yol tutuşu bu sayede ortalamaların üzerinde. Konfor konusundaysa 60 yanaklı lastikler yardıma yetişiyor ve yolcuların bozuk yollarda hırpalanmasını önlüyor.

Standart donanımında sis farları, yan aynalara entegre sinyal lambaları, elektrikli, katlanabilir, gövde renkli ve ısıtmalı yan aynalar, sürücü, yolcu, perde ve yan hava yastıkları, hareket halinde kapıları otomatik kitleme sistemi, sertliğini sürate göre ayarlayan hidrolik direksiyon sistemi, yol bilgisayarı, manüel klima, iki parça halinde katlanabilen arka koltuklar, elektrikli ön ve arka camlar, arka park sensörleri, CD ve MP3 çalabilen, Bluetooth bağlantılı radyo ile arka cam ve arka kapı camları için güneşlikler sunulan otomobilin Expression donanımlı ve otomatik şanzımanlı modelinin fiyatı 40200 TL. Lüks paketi 2250 Tl farkla alınabilirken elektrikli açılır tavan opsiyonu için 1500 TL istenmekte. Otomobilin manüel şanzımana ve 110 beygir güç üretebilen motora sahip olan versiyonunun başlangıç fiyatıysa 38700 TL.

Testi kısaca özetleyecek olursak Fluence'ın sedan seven ülkemiz için önemli bir otomobil olduğunu söyleyebilirim. Özellikle sınıfını aşan büyüklüğü ve her alanda sunduğu geniş hacim tüketiciyi kendisine yönlendirecekmiş gibi görünüyor. Renault mühendislerinin büyüklüğe ve donanım zenginliğine oynamaları isabetli bir karar olmuş zira otomobilin bu motor-şanzıman ikilisiyle yüksek performans beklentilerini karşılaması zor.


Yazan: Onur Koray
Kapat