08 ARA 2009
Burak Bayburtlu Fluence deneyimini anlatıyor!
Fluence daha çok geniş iç hacmi, beni bile içine alabilecek kadar büyük bir bagaj, isterseniz çok lüks isterseniz gayet sade donanımla alabileceğiniz, 4 kapılı ferah bir aile otomobili.
Burak Bayburtlu Fluence deneyimini anlatıyor!
Bundan çok değil, 3-4 sene önce “blog yazdığın için bir araba gönderecekler test edeceksin” deseler inanırdım ama ne zaman olacağını kestiremezdim. Çevremdeki insanlar ise “puahhaha zuzuzuz” gibi garip efektlerle gülerlerdi (o zamanlar internet üzerinde oyun oynayanlar bu şekilde gülüyordu).Bugün ise “bunlar Türkiye’de de olmaya başladı” diyebileceğim bir gün. Artık buralarda da sadece gazeteci ya da diğer geleneksel medya mensuplarına değil, blogger/blogcu, internet yayıncısı/editörü gibi sosyal medyanın etkin mecra sahiplerine de bir takım cihazlar, araçlar, imkanlar sunulur hale geldi (bunu ilk yapan Nokia’nın bu noktada kulaklarının çınlamasını istiyorum)
Uzun lafın kısası, bu defa teste gelen cihaz biraz büyük olmakla beraber birkaç saat süreyle inceleme fırsatı bulduğum bir otomobildi: Renault Fluence. Her ne kadar ilk test otomobilim olmasa da (daha önce müthiş keyif aldığım Renault Laguna Coupe‘yi inceleme şansım olmuştu ama bu başka bir hikaye)...
Renault Fluence‘ın dijital lansmanı kapsamında 30’a yakın blogger, Erdil Yaşaroğlu, Selçuk Erdem ve Kaan Sezyum eşliğinde Bursa’daki Renault fabrikasına davet edildi. Burada önce fabrika ve Renault ile ilgili çok etkileyici bilgilerle donatıldı ve fabrika turuna çıkarıldı.
Kısaca anlatınca yeterince etkili gelmese de Renault fabrikasında resmen kendimi Gordon Freeman gibi hissettim. Her yerde robot kollar deli gibi hareket edip çeşitli arabalar üretiyorken etkilenmemek mümkün değil. Haliyle biz de ağzımız açık bir şekilde gezdik fabrikayı :)
Tur bittiğinde esas sürpriz bizi bekliyordu: İSKENDER! Yok tamam o fasıl da güzeldi ama İskender’e gelene kadar bir de offline blog yaptık ve ne yapacağımızı biz bile kestiremezken 3 grup 3 ayrı blog tasarımını ben diyeyim 5 siz deyin 10 metre yüksekliğinde dev bir tuvale çizdik. Geç bir vakitte yenilen İskender’in üzerine dönüşe geçtik ki... Sanırım yolculuk süreci de en az orada geçirdiğimiz süre kadar eğlenceliydi.
Bunca tantana sadece bir gezi, iki üç araç incelemesi için olmadı tabii ki. Burada yaptığımız tasarımlar FluenceBirBlogOlsa.com adresinde halk oylamasına sunuldu. Tabii ki Selçuk Erdem ve benim(!) olduğum ekibin tasarımı birinci seçildi ve tasarım olduğu gibi yayına alındı. Bizim tasarımımız Fluence‘ın “değişimin yeni yüzü” sloganı ile uyumlu “sen çok değiştin” başlıklı bir deneyim paylaşma bloguydu. Umarım sizler de beğenirsiniz.
E gelelim Fluence‘a. Fluence tabii ki “tam da benim arabam” diyebileceğim bir araba değil – gerek fiyatı, gerek hedef kitlesiyle beni hedeflemediğini söyleyerek bir yere varamam. Ancak Fluence‘ın sınıfında pek çok şeyi değiştirebilecek bir araba olduğunu, hedef kitlesini çok cezbedecek bir araba olduğunu söyleyebilirim. Hele Megane Sedan veya Clio Symbol gibi tasarım facialarından sonra muhtemelen Renault’un aradığı taze kan olacak.
Fluence daha çok geniş iç hacmi, beni bile içine alabilecek kadar büyük bir bagaj, isterseniz çok lüks isterseniz gayet sade donanımla alabileceğiniz, 4 kapılı ferah bir aile otomobili. En büyük artısı ise tasarım ve donanıma verdikleri önem.
Tabii ki bunlar ilk izlenimler. 4 saat sonunda ortaya çıkan deneyim şuydu:
- Benim arabamdan çok daha rahat ancak bir o kadar da büyük, bu biraz öznel bir yorum oldu.
- Bagaj falan inanılmaz büyük, zaten bunu ilk video’nun 2.dakikasında görüyorsunuz, içinden ben çıkıyorum.
- Bluetooth’lu bir müzik seti var ki iPhone 3GS‘ten müzik dinleyip telefon görüşmesi yaptım bu kesinlikle harika, bir sonraki arabama istiyorum bunlardan bir tane :-)
- 4 ileri tiptronik şanzımanın aralıklar biraz uzun geldi, daha o kadar sakin sürecek yaşta değilim.
- Virajlara azıcık hızlı girseniz yatar gibi oluyor ama bu benim arabamdan dolayı da bana böyle gelmiş olabilir.
- Benzini sanırım tüketmiyor da kokluyor bu araba, 2 saat kadar aralıksız gezdik ve ibre bir çubuk dahi inmedi (yine dünyanın en yüzeysel yorumu oldu ama idare edin).
- Son olarak da Renault‘un genel olarak bir arayüz sorunu var, bunu acilen düzeltmeli zira aracın radyo/cd/bluetooth sistemini idare etmek çok zor.